Tanrım, hayır şer kaygısndan kurtar beni;
Kendimden geçir, seninle doldur içimi
Aklım ayıramıyor iyiyi kötüden
Sarhoş et bari ne kötü kalsın, ne iyi.

hayyam

 

Bir camiide cem edeyim ki öyle

Şarap imam olsun ben müezzin

Ahlak Düştü !

ahlak bağırıyor
sokaklarda avazı çıktığı kadar yırtınıyor
zaten çatladım orta yerimden
deyip kendini vuruyor dağa taşa
ahlak sokaklara düştü
ahlak can kaybediyor
can ahlak kaybediyor

 

diz üstü pileli eteklerin arsız rüzgarıyla
rüzgarlık vasfını ateşin vasıflarıyla değişmiş
halleriyle…yakıyor ahlakı….
ahlak eteklere düştü
ahlak can kaybediyor
can ahlak kaybediyor

 

ya et lazım bize ya çaput
bize incecik et gösteren bez değil
ahlak oralarda
dayak yiyor ve sokak serserilerince…
eyvah! iniltileri yükseliyor bilerek yırtılan ivlerde
ahlak çoraplara düştü
ahlak can kaybediyor
can ahlak kaybediyor

 

Ve duyulmaz oldu….
hayvanlar gibi birbirini yalayan dillerde
ahlak bekçilerinin isimleri….
duyulmaz oldu…
aha da bırakıp gider buraları zavallım…

 

ahlak dillerden düştü
ahlak yollara düştü
ahlak takatten düştü
ahlak toprağa düştü
ahlak DÜŞTÜ !

 

 

ahlaksız meydanlara merhaba !
CC’suz sıfatlara merhaba !
parantez içlerine sığdıralan
Sellalahu Aleyhi Ve Sellem…
Sana da elveda !

çünkü ahlak düştü….
ahlak cansız kaldı…
can ahlaksız kaldı !

ve yine…

fecr göründü
akşamlar tarih olacak gibi göründü
öyle doğdu gün
lakin mücrimlik baki kaldı
her yerlerinden akan irinlerle
sabahlarla
akşamlarla
mücirmlik ile kaldı beden
ya beden mücrim kalmasın
ya ruh mevt olmasın
şimdi halimizi seyret
ruh mücrim
beden mevt

 

dağ taş desen kendi halinde
derbeder desen gülerler jiletlese
kendi halinde mücrim onlarda
katlettiği böceklerin ardından
yardığı başların ardından onlar
mücrim gibi lakin mahcub
şimdi hallerini seyret
ruh mücrim
beden mevt

 

dil susmuş gözler ukalalık yapıyor
yoksa ağız da mı mücrim
kulak desen sükut eylemiş
ar dediğin hala avaz avaz yaldızlı
yaldızlarında çamuru utandıran damlalar
şu garib vücuda bir bakadur
bakmak mümkün mü ortada garib yok mücrim var
şu zillet vücuda bir daha dön
şimdi hallerini seyret
ruh mücrim
beden mevt

Şu dertlerimin derdi nedir aceb?

zalimler…
ancak yangıni bir üslupla konuşmayı biliyorlar
demiyorlar ki
şu eşek yanmaktadır…

derdimiz şu
senin derdin şu
sana derd olan
bizim derdimize de
seni yakıp kavuran derde de
derman şu…
demiyorlar…
söylemiyorlar…
yangınımı söndürmek için ağlamaktayım lakin…
gözyaşım ne yetsin…
hiç sönmeyecek cehennem alevi gibiyim…
artık dur da demiyor…
yanmaktan usanmadık
kül olmak beklemedik
lakin…
vesselam…

Başlıksız …

yangın dediğin neymiş meğer öyle
cihana değse külliyat aman beklermiş
o arz-uarşa sığmayan kudret mi böyle
kül edermiş külü bile yok edemezmiş

daha ne kadar yanalım be Sultanım
er-ricah !

Benim halimden haber sorarsan,
Bir çift sözüm var sana, yürekten:
Sevginle gireceğim toprağa,
Sevginle çıkacağım topraktan.


ya oyun ya son…

son sancılarımızdayız artık
son son canımız acıyacak ahali
belki anarız hatıraları son son
belki vakit kalmaz artık
zira bu oyun çok hileli
belki başlangıçtır belki son
ya oyun
ya son

çok aldandık
etekler pileli
kırmızı mayon
herşeyin oyun
çok aldandık
yılların çileli
ya oyun
ya son

ve saire gelmeden
ve şiire veda
sende mi kandırdın bizi ne
ne ses ne sada
bu ne bi-vefa gitmeden
bir mısraya sattın mı bizi ne
sana da veda
ya oyun
ya son

ve kadim dostum
muhterem şarap
evvelin gam
ahirin ya Rab
senin gibi mi sonun
bir söz de ne yapsam
ses yok mu şarap
geldi mi sonun
ya oyun
ya son

sair demeden zahir
sen gelirsin aralardan
adını sona saklasam
lakin bitti dahi bahir
rubai mısralardan
veda şarkıları okusam
bu son bir zehir
ya oyun
ya son !

ve sair
ömür bitsin
yazamadıklarım
affetsin
“ömür” desin “zahir”
unutamadıklarım
sensin
eyvallah…
esselam..
ya oyun
ya son !

Fecr

Her gece aynı terane vre cehennemlik

Her gece sayende ömrümden geçtim

Midemden bağırsağa indi benlik

Bileydim cehennemi seçerdim cehennemlik !

Yıkıldı…

Yıkıldı o kadim zamanlardan kalan hatıralar…
Yerlebir oldu mevzileri duygunun asaletin mantığın ve aklın risaleleri yandı kül oldu.Zinhar kalmadı zerresi mücrim ama parıltılı günler…

İşte yıkıldı o kadim zamanardan kalan hatıralar…
Hatıralar hatırat oldu sultanların kellesi gibi toprakta…
Herşey bitti sonunda…
Yıkıldı o kadim zamanlar…
Hatıralar…
Hatıratına bir…
El-Vedah !

Sivrisinek

“Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da, (herhangi bir şeyi) örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkâr edenler ise, “Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?” derler. (Oysa Allah,) Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz. (Bakara Suresi, 26)”

 Kimisi mana bulamaz alemde
Kimisi hala sivrisinekte

Mesele Başlasın mı?

      

 Çok ağlardın ya günler evvel günler sonra günler aşırı günlerde…Günler geldi mi geçti mi haberin olur muydu evvelce…Yıkıldı derler ya o kadim zamanlardan kalan hatıralar..Hepimiz bir hatıranın girdabıyla deryalara mı gömüldük orlarda mezarsız gayb mı olduk..

        Sen hani Lâ demezdin ya işte o zamanlardı o zamanlar…Zamanlar vardı ya hani zamandı hani bi-aman dı!

Nâbî deyecek kadar cesurduk ya hani.Hani Fuzuli deyecek kadar cüretkârdık hani.Hani..Hepsi hani ciğerparem hani?

        Herhalde mesele başladı…Meseleler son bulmadan başladı..Niye dersen…Vurmayı severler onlar üst üste kondurmayı severler…Hadi mesele başlasın…Hadi..Hani..Hadi..

        Aldattıkların hesap soracak senden bilesin…Üç noktada hikmet arama aldanmasından kafalarını kaldırıp nev-bahar’ı idrak ettiklerinde anlayacaklar…Merkep o zaman…Vay !… Hem de… dü!

Yeni yazılar »